Revizyon Sınırını Baştan Çizmek

Perspektif bölümünün bu yazısında Av. Hakan SAMANCI, mimarlık pratiğinde sıkça karşılaşılan revizyon anlaşmazlıklarına hukuki bir bakış açısıyla yaklaşıyor.


Mimarlık ofislerinde “son bir kez” ifadesiyle başlayan bir revizyon talebi aylar boyunca sürebiliyor. Her talep müşteri tarafından “küçük bir düzeltme” olarak önerildiğinde süreç sonunda toplam onlarca revizyon yapılabiliyor ve bunların hiçbiri sözleşmede tanımlanmadığı için ek bir bedel de talep edilemiyor.

Bu örnek istisnai değil. Ama bunun temelinde çoğunlukla kötü niyet yoktur— müşteri, talep ettiği değişikliğin arkasındaki hesaplama, çizim ve onay yükünü göremediği için, bunu gerçekten küçük bir düzeltme olarak algılayabilir. Bu algıyı her seferinde açıklamaya çalışmak da hem zaman kaybına hem de ilişkide gerilime yol açar.

Bu durumu “kapsam sızıntısı” (scope creep) olarak adlandırıyoruz ve bunun önlenmesinin en güvenilir yolu, sınırın işin başında, taraflar arasında herhangi bir gerilim oluşmadan önce yazılı olarak belirlenmesi.

Pratikte üç unsurun teklif veya sözleşme aşamasında net biçimde tanımlanması gerekli.

Dahil olan revizyon sayısının belirlenmesi. “Sınırsız revizyon” veya “revizyon dahildir” gibi muğlak ifadelerden kaçınılmalı. Bunun yerine “iki tur revizyon dahildir” gibi somut bir sayı belirtilmeli. Sayının kendisi kadar, bir sayının var olması da belirsizliği ortadan kaldırması açısından önemlidir.

Revizyonun kapsamının tanımlanması. Bir pencere boyutunun değiştirilmesi ile bir kat planının yeniden kurgulanması aynı kategoride değerlendirilemez; ancak bu ayrım sözleşmede yapılmazsa her talep “küçük bir revizyon” olarak sunulma eğiliminde olur. Biz sözleşmelerimizde genellikle şuna benzer formülasyon kullanıyoruz: “Onaylanmış taslağın genel kurgusunu değiştirmeyen düzeltmeler revizyon olarak kabul edilir; plan şemasını, kat sayısını veya genel hacmi değiştiren talepler yeni bir teklife konu olur.”

Sınırın aşılması halinde uygulanacak koşulun belirtilmesi. Üçüncü revizyondan itibaren saatlik ücretlendirme mi yoksa sabit bir ek bedel mi uygulanacağı önceden netleştirilmeli. Bu bilginin baştan paylaşılırsa iş tamamlandıktan sonra yapılacak bir ek ücret görüşmesinden çok daha az sorun çıkar. Zira sonradan yapılan bu tür görüşmeler genellikle müşteri tarafında haksızlığa uğrama hissi yaratıyor. Buna karşın kural önceden belirlenmişse artık önceden kabul edilmiş bir çerçevenin uygulanması olarak algılanır.

Ek olarak, her revizyon talebinin yazılı olarak alınmasını öneriyoruz. Sözlü onay yerine, talebin e-posta veya form aracılığıyla iletilmesi istenmeli. Bu sayede hem ileride doğabilecek “farklı bir şey talep edilmişti” türünden anlaşmazlıkları önlüyoruz hem de müşterinin talebini bir kez daha değerlendirmesine imkân tanıyoruz — yazılı hale getirildiğinde birçok talep ya küçülebiliyor ya da tamamen geri çekilebiliyor.

Son olarak bu tür sınırların müşteri tarafında bir bir güvensizlik göstergesi olarak algılanmaması için dikkatli sunulması önemli.

Av. Hakan SAMANCI


Av. Hakan SAMANCI, işletme ve şirketler hukuku alanındaki bilgi ve deneyimiyle birçok sektörde danışmanlık veren bir avukattır.